Ana Sayfa Görüşler Aile Hekimliğinde Yol Alamadık

Aile Hekimliğinde Yol Alamadık

117
0
Paylaş

W- Aile Hekimliği sistemi ülkemizde sağlıklı çalışıyor mu?

H.E. –
Ülkelerin sağlıkta gelişmişlik göstergeleri yapılan devasa binalar veya sahip olduğu özel hastane sayısı ya da yapılan ameliyat sayısı değildir. Göstergeler arasında en önemlileri anne ve bebek ölüm oranları ile bağışıklama oranlarıdır. Bu hizmetler  birinci basamakda sunulmaktadır. Bu nedenle Aile Hekimliği Uygulaması bana göre ülkemiz için önemlidir ve Birinci Basamak sağlık hizmetleri açısından son şanstır. Çok mükemmel dediğimiz ve zamanında örnek olarak gösterilen Sağlık Ocağı uygulamasını da maalesef doğru işletemedik. Birçok nedeni vardır, tartışılabilir. Aile Hekimliği uygulamasına döndüğümüzde ise şu an itibarıyla sağlıklı yürüdüğünden bahsetmek çok mümkün değildir.

Halk açısından bakıldığında önceki sisteme göre oldukça fazla takdir gördü. Ancak çalışanlar açısından aynı şeyi söylemek maalesef mümkün değil.

Bu hizmet takdirini sağlayan ise  özveri ile çalışan Aile Hekimleri ve birlikte çalıştıkları arkadaşlarıdır.

W- Aile hekimlerinin sıkıntıları neler: idari-yönetim, sınıflama, maliyetler, sanalların problemleri, maliye-defter, demirbaş satış vb..

H.E. – Aile Hekimliği Uygulaması’nın temel sıkıntısı idaridir. Ne yazık ki uygulama başlayalı 7 yıl olmasına rağmen hala başladığımız yerdeyiz. Sorunlar aynı, çözümler belli. Ancak popülist yaklaşımlar Aile Hekimlerinin çalışma şevkini kırdı ve olumlu beklentileri olan yok gibi.

Aynı yönetmeliğe bağlı çalışılmasına rağmen 81 ilde 81 ayrı Aile Hekimliği Uygulaması mevcuttur.

Sınıflama asla uygulamada kaliteye yönelik değil, belli amaçlar için yapılmıştır. Kısaca cari ödeneğin kesilmesi amaçlanmıştır. Konu zaten yargıda ve iptal edileceğini umuyoruz. Sanal ASM’ ler başlı başına problem ve bu konuya bakanlık yetkilileri çözüm bulmak zorunda.

Hiçbir hekim işletme eğitimi almamaktadır ve mali işler için bir bilene sormak gerekliliği hasıl olmuştur.

Demirbaşlar için söylenecek çok şey var. Aile Hekimlerine kiralanan demirbaşlardan fahiş fiyat talep edilirken, kiralanamayan demirbaşlar ya depolarda çürüyor ya da başka kurumlara ayniyat karşılığı ücretsiz veriliyor. Bu Aile Hekimlerine bakışın bir göstergesidir. Ancak temelde bu konuların hiç biri ile Aile Hekimleri uğraşmamalı. Birçok şeyi anlatmaya çalıştım ama sıkıntılar hakikaten fazla.

Maddeler halinde sorunları özetlemeye çalışırsak:

  1-İdari sorunlar
  2-Sahaya rağmen hazırlanan yönetmelikler
  3-Çözüm için bekleyen sorunlara idarecilerin duyarsızlığı
  4-Kalitenin arttırılması söyleminin altına saklanmış ve uygulamayı tehdit eden sınıflama
  5-Kiralarda standardın sağlanamaması
  6-Cari giderde yapılan yanlış hesaplama ve sonrasında yapılan kesintiler
  7-Bazı illerde yaşanan laboratuar hizmetlerindeki aksamalar
  8-Sağlık Personeli ihtiyacı (2. ASE)
  9- Demirbaş kiralamasında ve satışında Aile Hekimlerine yapılan haksız uygulamalar
10- Aile Hekiminin görevi dışında başka görevlerin Aile Hekimine yaptırılmaya çalışılması
11- Hukuki sorunlar
12- 4.000’nin üzerinde kayıtlı bireyi olan Aile Hekimlerinin durumu,
13- TSM’ lerin olumsuz durumu
14- Deneyimli hekimlerin Aile Hekimi olması sonucu meslekte yeni olan hekim arkadaşlarımızın      idari görevlere mecburen getirilmeleri,
15- Sanal ASM’lerin sorunları
16- Aile Hekimliği ile bağdaşmayan esnek mesai kavramı
17- Hizmet alacak olanlara, popülist yaklaşımlarla Aile Hekimliğinin  yanlış anlatılması gibi daha pek çok sorun yazmak mümkün.

W- Performans uygulaması, hekimlerden gebe – bebek takibinde uğradıkları maddi ceza  bu durumu nasıl karşılıyorsunuz?

H.E. – Performans denilince ülkemizde akla gelen negatif performans olmaktadır. Performans uygulaması diğer ülkelerde de var, ancak pozitif performans olarak uygulanmaktadır. Yapılan her iş ve koruyucu tüm yaklaşımlar artı olarak değerlendirilmekte ve karşılığı bu şekilde ödenmekte. Negatif performans tek taraflı bir zorlamadır. Aile Hekimi gebe, bebek takibi ve aşılama ile ilgili üstün gayret içinde.

Aile Hekimini zorlayan zihniyet takibe gelmeyen bir gebeye herhangi bir yaptırım uygulamamaktadır.

Birçok performans kriteri sırada iken uygulanan cezaların çoğu keyfi olmakta.

W- Reçete deki her bir ilaçdan 1 tl alınacak olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Başvuran hasta ve de alınan ilaç sayısı azalır mı?

H.E. – İlaç konusunda biraz israfcı bir milletiz.

Her ne olursa olsun özellikle Birinci Basamak sağlık hizmetlerinde herhangi bir şekilde paralı hizmet kabul edilemez.

Ben günlük pratiğimde bu uygulamanın ilaç ve hasta sayısını azalttığına şahit olmadım. Bu uygulamalardan ziyade yine gelişmiş ülkelerdeki gibi elden ilaç satışını engelleyecek uygulamaları devreye sokmak lazım. Yaklaşık 20 yıl önce Fransa’ya gittiğimizde bizde elden ekmek su gibi satılan bir antibiyotiği deneme mahiyetinde bir eczaneden istediğimizde ilk sorulan reçeteniz var mı oldu. Para ile alacağımızı ancak reçetemizin olmadığını, yurt dışından geldiğimizi eczacıya anlatmaya çalıştık. Ama eczacı bey ilacı parayla da alacak olsanız reçete olmadan veremem dedi. Bu örnekten de anlayacağımız üzere bizim kat etmemiz gereken çok yol var. Bu uygulamanın tek amacı hazineye ek kaynak oluşturmaktır. Sağlığa, hekime ya da hastaya bir katkısı yok. Zaten insanımız yeterince para ödüyor diye düşünüyorum. Yani uygulamanın yanlış olduğunu düşünenlerdenim.

W –Sistemden ayrılan hekimlerin ayrılış nedenleri hakkında bilginiz var mı?

H.E. – Son dönemlerde Aile Hekimliği uygulamasından ayrılışların sayısı hızla artmakta. Ayrılmayı düşünenler de bir hayli çok. En önemli neden Sağlık Bakanlığının tek taraflı düzenlemeleri ve her ildeki idarecilerin farklı uygulamaları ve bunun sonucunda oluşan maddi ve manevi yükler.

Özetle moral ve motivasyonu yok eden idari tutumlar.

Aslında hekimlerimiz Aile Hekimliği  uygulamasının Birinci Basamak sağlık hizmetlerine yeni bir soluk getireceği beklentisi ile koşulsuz destek vermiştir. Ancak gelinen nokta beklentilerin altında kalmıştır. Daha önce de söyledim, 81 ilde 81 ayrı Aile Hekimliği uygulaması mevcut!

W- Sağlık Bakanlığı yeni yapılanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? TSM  nin sisteme katkısı nasıl oluyordu?

H.E. – Öncelikle hayırlı olsun diyorum. Ancak önceki uygulamanın ne kadar başarılı olacağı ortadadır. Sağlık uygulaması bir bütün olarak ele alınmalı; birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetleri ve koruyucu sağlık hizmetleri olarak. Bir birine zincirleme bağlı olan bu sistemi bozmak değil ıslah etmek gerekirdi. Şimdi her bir basamak ayrı bir müdürlük oldu ve beraberinde şimdiden aksaklıklar getirmeye başladı.

Yeni teşkilat yapısının çok ahenkli çalışacağı şüpheli.

Personel ihtiyacında bir görevlendirme yapılması gerektiğinde ilgili müdürlükler arasındaki görevlendirmede veya tayinlerde muvafakat gerekli olacak sonucunda yargı çok fazla başvurulur hale gelecek. Bir örnek ile açıklayalım: Sayın Bakanımızın imzası ile yayınlanan bir genelgede Aile Hekimlerinden hiçbir şekilde yazılı ve elektronik ortamda bir veri istenmeyecek denmesine rağmen aynı bakanlık içinde AÇSAP Genel Müdürlüğü yazılı veriler istemektedir, genelgeden habersiz! Şimdi buradan yola çıkarsak, ayrı birimler arasında bir uyum beklemek hele kısa sürede mümkün değildir. 

TSM’ nin Aile Hekimliğine katkısına gelince bazı istinai durumlar dışında uygulamanın en hayal kırıklığı yaratan zinciri oldular . Üzerlerine düşeni yapan ve katkı vermeye çalışanlar vardı ama geneli zayıf halka olmaktan kurtulamadı. Dolaysıyla  önemli katkıdan bahsetmek mümkün değil. Çünkü bilerek veya bilmeyerek kurgulanandan çok uzakta kaldı TSM’ler.

W- Sağlık Bakanlığı yeni teşkilat yapılanmasında amaçlanan nedir? Halk Sağlığı bölümü önümüzdeki yıllarda yerel yönetimlere devredilecek?

H.E. – Bu parçalanma veya teşkilat yapılanmasının karmaşa ve idari sorunları beraberinde getireceği aşikardır.

Amaçlanan bence özellikle hastanelerin özelleştirilmesi sürecinin başlatılmasıdır. Ancak birinci basamak sağlık hizmetlerinin bağlı olduğu Halk Sağlığı için yerel yönetimlere devri düşünülemez. Neden? Şu anda bile Aile Hekimliği Uygulamasında 81 ilde bir birliktelik sağlamadı.

Yerel yönetimlere bırakılması durumunda oluşacak kaosu ise düşünmek bile istemiyorum .

W- Aile Hekimliğinde hekim ve yardımcı personel için ücret politikası tatmin edici mi?

H.E. – Kesinlikle değil. Ancak işe sadece ücret açısından bakıldığında çok yanlış olur. Aile Hekimlerinin özlük hakları çok geri gitmiştir. Emeklilikleri durumunda alacakları maaş oldukça komiktir. Bu durum diğer hekimler için de aynıdır. İşler hekimlerin özverisi ile iyi gidiyor, olumsuzluklar vatandaşa yansıtılmıyor.

W- Tam günün Aile Hekimi  ne etkisi?

H.E. – Tam gün yasasının hedefi muayenehane hekimliğidir. Tam gün yasasının Aile Hekimlerine önemli bir etkisi ve katkısı yok. Ancak tam gün yasası çok tartışıldığı için konuya fazla girmeğe gerek yok. Özetle şu söylenebilir; bu haliyle ne çalışana ne de hizmet alacak olan vatandaşa bir faydası yok. Siyasi polemikten kurtulamamıştır.

W- Sevk zinciri uygulanacak mı? Uygulanırsa aile hekimlerinde yoğunluk artar mı?

H.E. – Gelişmiş ülkelerin hemen hepsinde sağlık hizmetinin sunumunda bir basamaklandırma var ve bu basamaklar arasında mutlaka bariyer uygulanmaktadır. Sevk zinciri olarak bizde adlandırılan bu uygulama sağlık sistemlerinin sağlıklı işlemsi ve vatandaşın daha kaliteli hizmet alması için önemlidir. Ancak sağlık sistemini sağlam temeller üzerine kuran ve yapboz tahtasına çevirmeyen ülkelerde sevk zinciri her yönüyle tartışmasız faydalıdır. Ancak bizdeki popülist uygulamalar nedeniyle istikrarsız uygulamalar kaçınılmaz. Bizde sevk zinciri şu anki sağlık politikaları nedeniyle uygulanamaz. Çok nedeni var ama bir iki neden saymak gerekirse Aile Hekimine bağlı nüfus 3500-4000 civarında hatta 4000’nin üzerinde nüfusu olan Aile Hekimleri var. Sevk zinciri uygulandığında Aile Hekimine belli oranda sevk izni var, bu oranın üzerine çıkarsa negatif performansa tabii tutulacak, bunun karşısında pozitif performans olarak 2. ve 3. basamakta Döner Sermaye adı altında bir uygulama var.

Şimdi çelişki ortada; birinci basamağa sevk etme denilmekte hatta cezalandırma uygulanacak, diğer tarafda olan 2 ve 3. basamağa da çok hasta bakarsan ödüllendiririm!…

Yani birinci basamağın sevk zinciri nedeniyle sevk edemediği hastayı diğer basamaklar nasıl bakacak. Yukarıda da bahsettim, bu kadar bireyin bağlı olduğu Aile Hekimleri sevk zinciri uygulandığında yoğunluktan tıkanır ve işlemez olur. Özetle bugünkü şartlarda sevk zinciri uygulanamaz, sevk zinciri olmadan da Aile Hekimliği Uygulaması başarılı olamaz. Bunun için sayın yöneticilerimize öneriler iletilmiştir, çözüm onların yapacağı olumlu çalışmalara bağlıdır. Aile Hekimliği Uygulamasını oturtmuş uygulamalarda sevk zincir olmasına rağmen randevu ile çalışılmakta ve hasta beklemesi dahi olmamakta. Yani sistemi sağlıklı kurmak ve görüşlere açık olmak lazım.

W- Aile Hekimliği ile hasta ve reçete-ilaç sayısı arttı mı?

H.E. – Aile Hekimliği Uygulaması ile birinci basamakta hasta-hekim ilişkileri artmıştır. 2. ve 3. basamağa gidişlerde kısmi bir azalma söz konusudur. Buna bağlı olarak Aile Hekimlerinin düzenlediği reçete sayısında bir artış doğal olarak oldu. Beklenen de doğru olan da aslında budur. Ancak abartılacak kadar olağanüstü bir durum söz konusu değildir. Bu konuda birinci basamak daha çok desteklenmeli ve ilgili kurumlarca ilaç kısıtlaması da dahil olmak üzere vatandaşın kolay ulaşmasının sağlanması düşünülmelidir..

W- Sistemin uygulandığı ülkeler ile aramızda ki farklar (hekim başına düşen nüfus vd) nelerdir?

H.E. – Aramızda çok fark var. Aile Hekimliği uygulaması olan ülkelerde hekim başına düşen nüfus 1500-2000 arasındadır. Pozitif performans uygulaması vardır ve bizdeki gibi garip sınıflandırmalar ve ceza puanları yoktur. Yine bizdeki gibi sahadan kopuk hazırlanan yönetmelikler ışık hızıyla uygulamaya koyulmamaktadır.

W- Şiddete veya hakarete maruz kalan Aile Hekimi ne yapmalı?

H.E. – Son zamanlarda hekimler ve diğer sağlık çalışanlarına karşı şiddet uygulamalarında ne yazık ki artış var. Çok değerli canlar kaybedildi, birçoğu da yaralandı. İstenmeyen bu durumu önlemek siyasilerin yapacakları çalışmalarla olacaktır. Ancak Aile Hekimi arkadaşlara düşen ise yasal yollardan hak aramaktır. Kolluk kuvvetlerini ve yargıyı devreye sokmak şu an için yapılacak yaklaşımların en doğrusudur. Çünkü bizim şiddete şiddetle cevap vermemiz mümkün değildir.

W- İdarenin hekimlere tacizi-mobbing i oluyor mu?

H.E. – Sayın Başbakanımızın genelgesine rağmen maalesef bu soruya hayır diyemiyorum. Mobbing’in en çok görüldüğü saha Aile Hekimliği ve çalışanlarıdır. Ne yazık ki bu genelge kamuda kuru bir yazıdan öteye gidemedi. Bunu birçok alanda görmek mümkün. Dilerim mobbing uygulaması ülkemiz için tarih olur.

W- Aile hekimlerinin malpraktis bilgisi ne düzeydedir ve hiç dava edilen aile hekimi oldu mu?

H.E. – Hiçbir hekim tıp eğitimi boyunca hukuk eğitimi almamaktadır. Ancak hizmet sununumunda özellikle son yıllarda en çok ihtiyaç duyulan konunun hukuk olduğu tartışılmaz. Malpraktis ise çok daha önemli. Çeşitli toplantılarla Aile Hekimlerine bu konuda en donanımlı uzmanlar aracılığıyla eğitimler verildi, verilmeye de devam edilmektedir. Tüm bu çabalara rağmen ne yazık ki, geçen yıl 50 civarında Aile Hekimi dava edilmişken gelen bilgiler bu yıl bu sayının 100’ü geçtiği yönünde, yani hızlı bir artış söz konusu.

W- İlaç firmalarının temsilcilerinin ASM lere ziyaret yasağını nasıl değerlendiriyorsunuz?

H.E. – Her türlü yasaklama ve kısıtlamayı doğru bulmuyorum.

Kısıtlama yerine ve özellikle tek taraflı dayatmalar yerine, konunun tarafları ile ortak çalıştaylar yapılarak sonucunda oluşacak düzenlemeye göre davranmak ve mevzuat hazırlamak daha akılcı olur.

Dünyanın hiçbir ülkesinde ilaç firması çalışanı ile hekimin yüz yüze görüşmesini yasaklayan veya ziyaret etti diye veya promosyon malzemesi bıraktı diye ceza puanına maruz kalan bir Aile Hekimi yoktur. Kabul etmek gerekir ki ilaç firması çalışmaları için yeni bir düzenlemeye ihtiyaç vardır.

Şu bir gerçek ki yüz yüze görüşmeyi engellemek hem mümkün değil, hem de doğru değil.

W- Aile hekimine verilen 4.000 nüfus ve günlük ortalama 60 poliklinik dünya standartlarına göre ne düzeyde? Bu durumun ne gibi olumsuz sonuçları olmakta?

H.E. – Aile Hekimliğini Sağlık Ocağı uygulamasından ayıran en önemli farklardan biri, Aile Hekimliği bireye yönelik sağlık hizmetidir. Dolaysıyla Aile Hekimi ne kadar az bireye hizmet verirse bireye ayıracağı zaman daha çok olur. Bizde ortalama 3500 olan bağlı nüfus sayısı bazen zorunlu olarak 4000’nin üzerinde olmakta. Dünyanın hiçbir yerinde bu sayılar yok. Bu kadar nüfusa bakan Aile Hekimlerinin buna paralel olarak poliklinik sayıları da fazla olmakta. Bana göre bu durumda Aile Hekimliğinden bahsetmek mümkün değil. Çünkü Aile Hekimleri poliklinikten çıkamamaktadır. Aile Hekimliğinin temel amacı koruyucu sağlık hizmetleridir. Diğer hizmetler ondan sonra gelir.  Bu durumda en önemli işlerden biri olan koruyucu sağlık hizmetleri zorlukla yürütülmekte, ev ziyaretlerine yeterince zaman ayrılamamakta, hasta eğitimleri verimli yapılamamakta, poliklinikteki hastaya gerekli zamanı ayırmaya çalıştığınızda bu sefer dışarıdakiler şikâyet etmekte. Belli ki bu uygulama dünya standartlarına uygun değil ve kat etmemiz gereken çok uzun bir yol olduğu ortada.

W- Kısaca Aile Hekimleri mutlu ve umutlu mu?

H.E. – Son gelişmeler ve uygulamalar hekimleri ve sağlık çalışanlarını oldukça mutsuz etmiştir. Hiç kimse yaptığı işten zevk almamaktadır. Aile Hekimliğinde tek taraflı dayatmalar ve yönetmelikler, mobbing uygulamaları, şiddete maruz kalmalar, çalışma şartlarının zorluğu, özellikle Aile Hekimlerinin görev tanımının net olmayışı ve daha sayılabilecek birçok sebepten dolayı mutluluktan bahsetmek mümkün değil. Bugün itibarıyla geleceğe baktığımızda olumlu gelişmeler hayal gibi. Kendi adıma umutlu olmayı çok isterdim ama maalesef.

W- Rakamlar la Türkiye’de Aile Hekimliği- merkez sayısı kaçı sanal, sınıflamaya göre sayılar , dolmayan bölgeler vb.

H.E.
– Şu an itibarıyla yaklaşık 21.500 Aile Hekimi var. Birçok Aile Hekimliği birimi özellikle İstanbul başta olmak üzere farklı illerde hala özellikle sanal olarak nitelendirilen ASM’ler boş. Rakamlarla kesin konuşmak mümkün değil. Ancak şunu söylemek mümkün, Aile Hekimi bir çok arkadaş bırakma evresinde. Sınıflamaya başvurular beklendiği ölçü de olmamıştır.  Zaten sınıflama Aile Hekimliği Uygulaması içinde olmaması gereken garip bir uygulama. Sınıflama ile kimi ne için sınıfladık belli değil. Kaliteyi arttıracağına kimsenin inancı yok.

W- ASM ler kamu mu? özel mi? defter tutma zorunlulukları var mı? vergi veriyorlar mı?

H.E. – Anayasa Mahkemesinin 21.12.2008 günlü, E:2005/10, K:2008/63 sayılı kararıyla; 5258 (Aile Hekimliği Kanunu) sayılı yasanın 3. Maddesindeki düzenlemelerden hareketle Aile Hekimlerinin ve Aile Sağlığı Elemanlarının kamu hizmeti görevlisi olduğuna karar vermiştir. Dolaysıyla hizmet sunumunun yapıldığı ASM’ler de kamu olarak kabul edilmiştir ve sorulması üzerine gerek Sağlık Bakanlığının gerek İl Sağlık Müdürlüklerinin bu doğrultuda yazılar yazdılar. Defter tutma zorunluluğu açısından bakıldığında Aile Hekimleri muhasebeci ile çalışmak zorunda kaldı. Vergi konusunda zaten gerekli ödemeleri yapmaktadır. Ancak bir hekim enerjisini bu işlere harcamamalı, hekimlik yapmalıdır. Yapılacak yeni yönetmeliklerle bu durum düzeltilmeli.

W- Son günlerde hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarında maalesef çok yüksek artış var bunu nasıl yorumlamaktasınız?

H.E. – Şiddet her ne şekilde ve kime olursa olsun kabul edilemez, uygulayanları şiddetle kınıyorum. Bu olayların buraya gelmesinde en önemli neden siyasilerin söylemleri ve popülist yaklaşımlarıdır. Bu saldırılar polisiye tedbirler ile asla önlenemez. Eğitim tabi ki şart, ama ondan da önemli olan siyasilerin eylem ve söylemlerine çok ama çok dikkat etmeleri. Çözüm yolları için meslek örgütleri ile ortak çalışmalar yapılmalı ve taviz vermeden hayata geçirilmeli. Televizyon programlarındaki şiddet görüntüleri daha sıkı denetlenmeli ve bunlara izin verilmemeli, aksine doğru yaklaşımların sergilendiği eğitici programlara fazlasıyla yer verilmelidir.

W- Hekim ve sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddetin temelinde “itibar kaybı” mı var ve bu kayıp ne zaman başladı-süreç nasıl gelişti ?

H.E. – Dünyanın en saygın ve en önemli mesleği olan hekimliğin itibarı hiçbir zaman kaybolmaz. Ülkemizde tarihi sürece bakacak olursak 12 Eylül darbesi sonrası ihtilal hükümetleri sırasında bir takım değişiklikler yapılarak hekimlerin özlük haklarına da darbe vurulmuştu bir ölçüde ama şiddet olayları günümüze göre yok denecek kadar azdı. Son zamanlarda yaşanan şiddet olaylarının temelini ise tekrar etmek gerekir ki sağlık politikalarının yanlışlığı ve siyasetçilerin popülist yaklaşımları oluşturmaktadır. Siyasilerin söylemlerine bakıldığında hep değersizleştirmeye yönelik olduğunu görmek mümkün.

W- Paylaşımlarınız için çok teşekkürler .

H.E. – Bu değerlendirmeleri yapabilme fırsatı verdiğiniz için ben teşekkür ederim. Beklentimiz ülkemizde çalışanlar ve hizmet alanlar adına daha iyi bir aile hekimliği uygulamasıdır. Tekrar teşekkürler. Sağlık ve mutluluk dileklerimle.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin